Çocuk Eğitiminde Ödül ve Ceza

ÇOCUK EĞİTİMİNDE ÖDÜL VE CEZA

Yayın Tarihi02 Ocak 2018 | EĞİTİM

Ödül ve ceza sistemi, çocukların eğitiminde uzun yıllardır geleneksel olarak kullanılan yöntemlerden bir tanesi ve çocuk doğru bir şey yaptığında onu ödüllendirme, yanlış bir şey yaptığında ise onu cezalandırma üzerinden ilerliyor. Sadece anne babalar değil, öğretmenler ve eğitimciler de geleneksel olarak bu yöntemi benimsemiş durumdalar. Bazıları ise ödül ve ceza sistemine karşı çıkıyor ve çocuklarını bu doğrultuda yetiştiriyorlar ancak bu durumda da sonuç genellikle disiplinsiz ve kendi kendini kontrol edemeyen bir çocuk oluyor. Dolayısyla çocuk eğitiminde ödül ve ceza uygulaması gerçekleştirmek istemeyen ancak yine de çocuğun uçurumdan aşağı yuvarlanmış bir kaya gibi kontrolsüz olmasını istemeyen ebeveynler için bazı çözümlerimiz mevcut.

Uzmanlar günümüzde ödül ve ceza sisteminin çocuğun doğru bir davranış alışkanlığı geliştirmesine engel olduğunu belirtiyorlar ancak bu durum çocuğun yaptığı her şeye müsamaha gösterilmesi ile de sonuçlanmamalı. Dolayısıyla öncelikle belli başlı kavramlara değinmemiz gerekli.

Disiplin ve Eğitim

Pek çok insan için ödül ceza sistemi olmadan disiplin vermek imkansız gibi görünüyor. Lakin disiplin kavramına bir bakış bu fikrinizi değiştirebilir çünkü disiplin aslında dışarıdan empoze edilmesi gereken bir şey değildir ve insanın kendi disiplinini kendinin sağlayabilmesi gerekir. Yani bireysel kontrol mekanizmaları doğru bir şekilde çalışmalıdır.

Dolayısıyla anne babalar, çocuğun kendini, duygularını ve davranışlarını yönetmeyi öğrenmesine imkan tanımalılar. Çocukların akla mantığa uygun bir etik pusula edinmeleri, davranışlarını ve hislerini buna göre yönlendirmeler, uygun olan ile olmayan davranışları kendi seçimleri ile birbirlerinden ayırabilmeleri çok önemli.

Disiplin denildiğinde neredeyse herkesin aklına ceza gelir ancak bu durum temel olarak davranışçı öğrenme görüşünde öne çıkarılır. Davranışçılık, öğrenmenin koşullanma ile gerçekleştiğini ve davranışların iyi ve kötü sonuçlara göre belirlendiğini temel olarak kendine alır. Lakin bu durum köpek eğitiminden pek de farklı değildir çünkü köpekler de ödül ve cezalandırma ile eğitilirler.

Fakat günümüzde insan davranışları bunun çok daha ötesinde inceleniyorlar ve bu yüzden ödül ceza sistemi tek başına bir bireyin eğitimini sağlamakta oldukça yetersiz. Çünkü bu eğitim modelinde sadece ödülleri arttırmak ve cezaları azaltmak yönünde davranış şekillendirmesi yapılıyor ve bireyler aslında gerçekten neyi nasıl yaptıklarının farkında olmuyorlar.

Bu yüzden çocuklar, bir şeyde ödül kazanacakları veya cezadan kaçınacakları için değil, o şeyi doğru olduğu için yapmalı, olmadığı için yapmamalılar.

Çocuk Dıştan Değil İçten Motive Olmalı

Davranışçılık teorisinde, çocuğun istenen şekilde davranması için dış motivasyon kaynakları aranır. Ancak uzmanlar, bunun çocuğun doğal olarak doğru şeyi yapma içgüdüsünü yok ettiğini, çünkü davranışlarda iç değil dış motivasyon kaynakları aradığını belirtiyorlar.

İşyerlerinde yapılan araştırmalar, insanlarınn para, daha iyi ofis, terfi veya sertifika gibi dış motivatörler eşliğinde daha iyi çalışmadıklarını gösteriyorlar. Ancak aynı araştırmalar, mutlu olan, değerli hisseden ve hayatlarını kontrol ettiğini bilen çalışanların çok daha verimli bir çalışma düzeni oturttuklarını ortaya koyuyorlar.

Çocuklarda da yaptıkları şeyin kontrolünde olabilme duygusu, onların davranışlarını yönlendiriyor. Maalesef geleneksel toplumda, çocuklar hayatlarına neredeyse sahip değiller ve her şey ebeveynler tarafından yönlendiriliyor. Ne zaman yenileceği, ne giyileceği, ne zaman dışarı çıkabilecekleri ve evde kalabilecekler, ne zaman uyuyabilecekleri ve bundan çok daha fazlası daima anne babalar tarafından belirleniyor.

Pek çok aile bunları çocuğun güvenliği için yapsa da, zaman zaman esneklikler sağlayarak kontrolü çocuğa vermek de önemli. Zira kontrol sahibi olduğunu gören çocuk işbirliğine daha yatkın olacaktır ve bu nedenle mutluluğunu korurken sizinle birlikte çalışacaktır.

Çocuklara Sınırsız Kontrol mü Verilmeli?

Elbette çocuklarımıza sınırsız kontrol duygusunu da vermemli çünkü onlar kendilerine zarar verebilecek pek çok şeyi deneyimsizlikleri nedeniyle yapma eğilimindedirler. Bu nedenle onlara belli sınırlar koymak gerekiyor.

Çocukların sınırları ise yapmalarının güvenli olduğu ve olmadığı şeyleri ona anlatmak ile konulmalı. Yapmaması gereken şeyleri illa ki cezalandırma sistemi ile öğretmek zorunda değilsiniz. Bunun için şu adımları da takip edebilirsiniz.

İlk adım: Davranışı Durdurmak

Eğer yapmasını istemediğiniz bir davranışı yapmak üzereyse, bunu doğrudan durdurmalısınız. Yola doğru koşuyorsa onu engellemeli, bir canlıya zarar verecekse ellerini tutmalı ve elindeki zarar verici şeyleri almalısınız. Eğer sıcak sobaya elini değdirecekse bunu durdurmalısınız.

İkinci Adım: Sözler

Çocuğu durdurduktan sonra yaptığı şeyin güvenli olmadığını ve onu yapmasına izin vermeyeceğinizi sözlerinizle belirtmelisiniz. Eğer kötü sözler söyleme eğilimi varsa bunu ona sözlerle anlatmalı, söylediği şeylerin insanları kırdığını ve onlara zarar verdiğini belirtmelisiniz.

Üçüncü Adım: Ağlamalarına Hazır Olun

Çocuklar ağlamayı bazen bir silah gibi kullanırlar ve engellendikleri zaman çok kullanırlar. Buna hazır olmanız gerekiyor. Bu nedenle ağlayan bir çocuğun bu alışkanlığı bir ödül sistemine dönüştürmesine izin vermeyin ve sadece ağlamasına müsaade edin.

Dördüncü Adım: Onu Dinleyin

Eğer ağlıyorsa onun ne dediğini dinlemeye çalışın ve kızgın olduğunu anladığınızı gösterin. Kızgın olmakta da haklılar çünkü kişisel kontrolleri güvenlikleri gerekçesiyle ellerinden alındı. Bu nedenle yaptığınız davranışı ona sakince açıklayın. Sobaya dokunmasına engel olduysanız, sobanın ona zarar verebileceğini ve bu nedenle onu durdurmanızın mecburi olduğunu söyleyin.

Görebileceğiniz gibi çocuklara belli bir disiplini vermek gerekiyor ancak bunu yaparken onların benlik duygularına ve kendi hayatlarını kontrol etme dürtülerine engel olmamak gerekli. Ödül ceza sisteminde maalesef bireylerin kişisel hakları tamamen eziliyor ve onları kendi kararlarını alamayan robotik bireyler haline dönüştürüyoruz.

Bu yüzden gerektiğinde üzülmesi, gerektiğinde sevinmesi, hatta bazen canının bile yanması gerekebiliyor. İnsanlar deneyimlerle sözlerden çok daha fazlasını öğrenebiliyorlar ve bu bilhassa çocuklar için çok daha geçerli. Dolayısıyla eğer ciddi bir zarar görmeyecekse hafif düşmelere, çarpmalara bile müsaade etmelisiniz çünkü doğrudan bir zarar gördüğünde yüksek ihtimalle o davranışı gerçekleştirmeye bir son verecektir.

Çocukları ne aşırı ilgi ile boğmak ve bıktırmak, ne de tamamen ilgisiz kalarak kendi krallıklarını ilan etmelerini sağlamak gerekiyor. İkisi arasındaki denge, çocuğun disiplin kazanması, özgür düşünmesi ve doğru bir karar mekanizması sağlayabilmesi için önemli.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.